|
Bazı insanlar hayatlarında bir süre ruhsal sorunlar yaşıyor. Bu kişiler sorunlarının altından kalkamıyor, nedenlerini anlamıyor, semptomlar karşısında çaresizlik ve acı hissediyor. Birçoğu değişik uzman doktorlarını gezerek nedenlerini vücutlarında arıyor. Bu konuşma ruhsal hastalıklarını tanıtıp, nasıl teşhis ve tedavi edilebildiklerini izah edecek.
Iyi süren bir evlilik ve aile ortamı şans meselesi değildir. Her çift veya aile üyesi bunu davranışlarıyla etkiliyebilir. Bu konuşmada beraberlik boyunca değişikliklerin nedenini anlamak istiyoruz. Evlenmeden önceki sevginin zamanla hayal kırıklığınına, kızgınlık, öfke veya can sıkıntısına dönüşmesini nasıl önliyebileceğimizi, birbirimizle nasıl verimli, sevimli ve doğal iletişim kurabileceğimizi izah edeceğim.
özel ve iş hayatında stres
Stres günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmasına rağmen, onun hakkında şaşılacak kadar az şey bilinmektedir. Eğer stres faydalı olarak yönlendirilirse, ümitlerimizi ve hedeflerimizi gerçekleştirmekten alakoyan engelleri aşmamız için bize cesaret verebilir. Şayet kontrolümüzden çıkarsa düşük performansa, hastalığa ve hatta erken ölüme bile sürebilir. Konuşmada stresin değişik tesirlerini değerlendireceğiz.
Her insanin içinde bir çocuk yaşar. Konferans içimizdeki bu çocuğun yine içimizdeki sevecen yetişkinle ilişki kurma gereğini konu almaktadir. Kişiliğimizin iki yüzü vardir: biri yetişkin ve biri de çocuk. Bu iki yanimiz işbirliği içinde olursa bir bütünsellik duygusu doğar. Eğer bu iki yan birbiriyle ilişki içinde değillerse içimizde çatişma, boşluk ve yalnizlik duygusu oluşur. İçimizdeki çocuğu anlayarak olumlu algilamak büyük önem taşir. Çocukluğumuzda bize değer verilmediği icin, içimizdeki çocuğa değer vermek bize zor gelmektedir. Onu önemsememekte, onunla ilişkimizi koparmakta ve böylece de çocukluk deneyimlerimizi biteviye sürdürmekteyiz. Çaresizlik ve mutsuzluk duygularimizin bir nedeni de budur. İçimizdeki çocuğu algilamak ve ona değer vermek, sağlikli ve bütünsel bir kişilik kazanmanin önemli bir koşuludur.
İçimizdeki çocuk yoğun duygularin tüm paletini yaşar (sevinç ve aci, mutluluk ve keder). İçimizdeki çocuk, beynin sağ yarisinda konumlanmiş olan “var olma, hissetme ve yaşananlari idrak etme" alaninda işlev görmektedir. O bizim içgüdüsel yanimizdir ve “kalbimizden" kaynaklanan duygulara tekabül eder. İçimizdeki yetişkin ise bunun aksine beynin sol yarisina, “yapma, düşünme ve davranma" süreçlerine hakimdir.
İçimizdeki çocukla olan ilişkimiz sadece bizim yaşamimizi değil, anne-baba olarak kendi çocuklarimiza karşi davraniş ve tutumlarimizi önemli oranda etkiler.
Stres, kuşku, kaygı, hırçınlık, gerginlik, iş yoğunluğunun altında ezilme, suçluluk duygusu ve kendini yetersiz görme gibi çok sık yaşanan olumsuz duygular, insanı yıpratmakta ve bunalıma sürüklemektedir. Günümüzün insanı hayatın güzelliklerini yeteri kadar farkedemiyor. Aslında çok kazanmak isteyen her kişinin, güzel ve bakımlı olmaya çalışan herkezin, okulunda başarılı olmak isteyen her öğrencinin amacı, mutlu olmaktan başka nedir ki? Elde etmek istedikleriyle ve ulaşmak istedikleri hedefleriyle iç huzura kavuşmak isteğidir. Peki o zamana kadar bekleyecek miyiz? Mutluluğumuzu ertelemeyelim! Seminerde huzura kavuşma ve kendinizle barışık olma yollarını konuşacağız.
Bağımlılık ve ona karşı stratejiler
Alkol, sigara veya diğer madde kullanımında psikolojik ve fiziki bağımlılıklar toplumunda gittikçe yaygınlaşmaktadır. Özellikleri gençleri etkileyen keyif verici madde düşkünlüğü ve onsuz yapamama hali özel tanı ve tedavi yöntemleri gerektirir. Bu kişilerin bir süre sonra beyinlerinde hasar oluştuğu düşünülürse tedaviye biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlardan yaklaşmak gerekir. Keyif verici madde kişinin yaşamında tek amaç ve beklenti olmuşsa, tedavi aciliyet kazanır. Bedensel zararlar başlamışsa, tehlikeli kullanım söz konusudur. Bağımlılık biriminde psikolog ve psikiyatrist işbirliği ile uygun tedavi gerekir.
|